Cumartesi, Temmuz 29, 2006

YÜKLENMEK

İhsan DURAK
Öğretmen (E)
http://ihsan.durakailesi.com

Gazetemizin bu köşesinden sizlere seslenirken, yüklendiğimiz insani
sorumluluklarımız, bizi otomatikleştirir. Toplumsal zenginliklerimizin bizi
biz yapan öz değerlerimiz olduğunun bilinciyle bu köşelerde görücüye
okuyucuya ulaşıyoruz.
Bizi biz yapan değerlerimiz; geleneklerimiz, göreneklerimiz, adetlerimiz,
toplumsal olaylarda ki birliktelik ve duyarlılıklarımız. Kaygı ve tasadaki,
kıvançta ki ortak akılcı davranışlarımız sevinç ve mutluluklarımız, insanı
ister istemez, etkilediği bir gerçektir.
Bizi biz yapan değerleri küçümsemeden, abartmadan, körü körüne akıntıya
kapılmadan hakkını vermeliyiz yaşmın.Toplumsal dayanışmanın sağlanmasında,
ortak değerlerin yüceltilmesinde ki yüklenmelerimizi yerine getirmek
onurdur. Bu değerlerin ilmek ilmek örülmesinde ki görevlerimizi aksatmadan
yapmak sorumlu yurttaş olmanın gereklerindendir.
Günümüz koşullarında yaşamın dayanılmaz hafiflikleri karşısında direnmek ve
ayakta kalmak belli bir direnç ve donanım gerektirmektedir. Toplumun içinde,
önünde, yanında ve her derdine ortak olmak kolay değildir.
Osmanlı Devletinin son yıllarında; savaşların acımasızlığından yakınan ve
bu görevden kaçanlara Ulus Dağı, Seydan Dağları, Demirci Dağları; yılanları,
çıyanları, çakalları,, kurtları, aslanları andıran: Efelere, Kırık efelere,
İhanet çetelerine, Yiğitlere, Kahramanlara, Kuvayı Milliyecilere mekan
olmuşlardır.
Sındırgı köylerimizin ve merkezindeki insan severlik, misafirperverlik,
yabancıya ve yolcuya olan saygıları bozulmamıştır.Geçmişten günümüze bu
durumu çok iyi bilen fırsatçılar, yağmacılar, asker kaçakları halkımızın bu
duygularını sömürmekte geç kalmamışlardır. Her fırsat ve durumda ortaya
çıkmışlardır. Kendi çıkarlarını koruma amacıyla kullanma yolunu
seçmişlerdir.
Güzel insanlarımız, kendine ihanet edeni ve hizmet edeni asla unutmaz.
Toplumsal hafıza(bellek) dediğimiz olgu budur. Yıllar insanlarımızın
çektiği haksızlıkları, kabalıkları, yakınmalarını, sevinçlerini,
kederlerini, kıvançlarını, övünçlerini manilerinde, türkülerinde orta
oyunlarında yaşatırlar.
“ Kayadan iniş mi olur./ Ham demir gümüş mü olur? Akşamdan söz verip de
sabaha dönüş mü olur? Dizelerinde yerini, tavrını, duruşunu belirtir. Mertçe
davranır ve mertlik ister. “ Dam üstünde dura koy. Payamları kıra koy/ Oğlan
sana varcen emme,/ Güze kadar dura koy”, İbillerin tütünü,/ beni geceden,/
dibine götürü./Memur oğlan bulursam/ çekirge yesin kökünü” manisinde sabır
ve zamanı iyi değerlendirmenin yöntemini öneren anlatım, üretiminden
yakındığı tütün, hayallerini anlatan genç insanımızın duygusal zenginliğini
ifade eder. Kalleşliği, kumpası, dedi koduyu, toplumsal kargaşayı hoş
görmeyen, kınayan yapısıyla bizi uyanık olmamızı sağlar.
--
No virus found in this outgoing message.
Checked by AVG Free Edition.
Version: 7.1.394 / Virus Database: 268.10.1/390 - Release Date: 17.07.2006

Salı, Temmuz 11, 2006

SA’Y

İhsan DURAK
Öğretmen (E)
http://ihsan.durakailesi.com

(EMEK,UĞRAŞ, GAYRET) İhsan DURAK
Sındırgı Gömütlüğü”nün ebedi konuğu, Balkanlardan yola çıkıp, Ulus,
Demirci, Alaçam, Seydan dağlarında, yaylalarında, tepelerinde ülkemizi
işgal edenlere karşı bir avuç KUVVA-İ MİLLİYE KAHRAMANIYLA dağlarda
KURTULUŞ ateşini yakanların başı BAŞ AKINCI ; Kaymakam İbrahim Ethem”in
dağ arkadaşlarına son konuşmasından.
“ Bilumum Dağ arkadaşlarıma Son Hitabım ve Samimi Şikayetlerim” diye
başlayarak 10 maddede dile getirdiği; veda, teşekkür,arzu, istek, terhis, ve
nasihatler, ve karşılaşılan güçlükler ile helalleşme bölümleriyle bir bütün,
sesleniş yazısının tarihi 30 eylül 338(1922).
“MADDE 8- Size nasihatlerim: Köyünüzde ve mahallenizde hiçbir resmi işe
karışmamak ve kendi işiniz ve gücünüzle uğraşmak, bekarlar hemen
teehhul(Evlenme)etmek, müteehhiller( Evliler) de hemen çocuklarını mektebe
vermek, büyüklere hürmet etmek, küçüklere merhamet göstermek. BEN ÇETEYİM,
KAHRAMAN-I VATANIM(Vatan kahramanı), FİLANIM DİYE ÖTEKİ BERİKİNE KAFA
TUTMAMAK; HÜLASA(sonuç olarak) TÜFEĞİNİ ASIP SAPANA YAPIŞMAK VE
ÇALIŞMAKTIR.”
Hatime ve Netice:- Çetecilikten İdareciliğe- yazılarının 4. paragrafında:”
Akla hayret veren muvaffakiyetin amili(Kaynağı) üçtü: SA”Y, İFFET, SEBAT.”
Devamında, 5 paragrafta;”... vatanı imar, milleti terfih( yükseltme),
durmadan çalışma.... mutlak istikamet... iffet( namus), sebat (tutarlılık)”
...1922
Size aktarılmaya çalışılan öz ne olabilir? Ben askerdeyken, ben Kore”
deyken, ben Mekke”deyken, Medine”deyken, ben Kıbrıs”tayken diyerek başlayan
ve saatlerce devam eden anıları çoğaltalım, ben kırk yıl önce ne hızlıydım.
Attım mı kaçırmazdım. Benim babam ne kahramandı. Ben filanın oğluyum,
feşmanım.
Şimdi bunlar geçerli mi? Hayır.
Kimin için tüm uğraşların, Sözünde, gözünde namus var mı? Sebat içinde
misin? Tutarlı ,güvenilir, sözünün eri misin? Kem küm.
İşte O zaman; Çanakkale Şehitliğinden, Kocatepe Şehitliğinden, Sındırgı
Gömütlüğünden gümbür gümbür bir ses gelir. “DUR YOLCU!.. Bilip görmeden
bastığın bu yer, bir tarihin battığı yerdir. Eğil de kulak ver,burası
vatanın kalbinin attığı yerdir.” Diyerek ses verir.
Ulus Çırası; Yöremizin Kurtuluş, Kuruluş ve bir aydınlanma meşalesi adına
yakılmıştır. Bizim görevimiz güncel anlamda olayları yorumlayarak
sunabilmektir. Yarınlara yeni düşünceleri, yaratılan güzellikleri taşımanın
heyecanıyla yaşamak. Yaşadığımz zamana tutunmak, yurt, dünya ve yöre
sorunlarımız konularında paylaşımlarda bulunmak, ortak akıl üretmek. Güzel
olandır diye algılarım.
Ustam böyle diyor. 25.06.06 Balıkesir.

--
No virus found in this outgoing message.
Checked by AVG Free Edition.
Version: 7.1.394 / Virus Database: 268.9.10/383 - Release Date: 07.07.2006

DEĞİRMENLERİMİZ

İhsan DURAK
Öğretmen (E)
http://ihsan.durakailesi.com

Gençliğimize bu anlatacaklarım öykü gelir. İki değirmenimiz vardı. Onların
tıkırtıları ve su sesleri arsında yaşamanın insan öründe silinmeyen izler
bıraktığını, insan yıllar sonra fark ediyor. Değirmen kavramını açıklamak
gibi bir amacım yok. Ancak; Toplum yaşamımızda derin izler bırakan,
özellikle su değirmenleri üzerinde yoğunlaşmama yöre türkülerimizden
etkilendim.
“Değirmenin bendine, döner kendi kendine./ Yazık ettin allı gelin hem
kendine hem bene(bana). Olmaz kızım olmaz,.oluk suyla dolmaz/ Oluk suyla
dolmayınca./ .Buğdayların un olmaz. Değirmenin bendi miyim, Ben o yarin
dengi miyim?...çoğaltabiliriz.
Sındırgı”mızın dağlarından akan sular, insanımıza bir başka anlamda hizmet
vermenin çağıltılarıyla yıllara meydan okumuşlardır. İnsanımızın ambarında
ki tahılllar öğütüp rızıklara dönüşmesine katkıda bulunmuşlardır. Kurtuluş
Savaşı”mız döneminden günümüze önemli işlevler üstlenmişlerdir.
Şaphane dağlarından doğup,Akdağ, Ulus Dağı, AlaçamDağları, Seydan, Ve
Demirci dağlarının Dereleriyle zenginleşen Simav Çay”ına 1965-70 arasında
kurulan Çaygören Barajı, Sındırgı ve Gölcük Ovalarının can damarı olur.
Bu günlere gelinceye kadar; İlçemizin küçük ve büyük derelerini sularına
kurulan bentlerle boşuna akan akarsulardan yararlanma yoluna gidilir.
Tanıdığım ve gittiğim kalıntılarını incelediğim su değirmenlerinin
isimlerini yazmadan geçmek anlamlı olmaz diyorum.
Sındırgı”mızın yönlerine göre; Şimdi virane durumunda ve yok olmuşların
isimlerini yazalım. Mumcu Köyü altında;Necati Duman”ın, Devletlibaba-Bulak
arası Murat Durak ve İsmail Altın , Bulak Köyü Altında İzzet Demirdağ”
ın,Gedez Deresinde; Derecikören, Karacalar su değirmenler, Çamalanı altında
Keskin”in, Çılbırcı”da; Murat Durak Ve Fevzi Emre”nin su değirmenleri dikkat
çeker.Çayır ve Gözeren değirmenlerini göremedim Düvertepe altında Murat
Eren nin değirmeni, batıya doğru yol aldığımızda; Alayaka Altında; Zeynal”
ın, Hisaralan kaplıcalarındaki Bakırlının, Acemoğulları değirmenleri el
değiştirmiş olsa ağır aksak çalıştıklarını görüyorüz. Ilıcalı dersindeki ve
Pürsünler altındaki değirmenler şimdi konut olarak kullanıldıklarını
görüyoruz. Yüreğil, Kınık Yöresi değirmenlerini bilemiyorum. Cüneyt Çayı
üzerindeki Kurtuluş savaşı günlerinin abidesi; Yanık değirmen Şimdi Mesire
yerine dönüşmüş, Mandıra Köyü altındaki; Dermenlilere ait değirmen çalışır
durumdadır. Cüneyt Köyündeki DR AHMET DEMİR”in dedesi Mehmet Demirin
değirmeni son gördüğüm ve öğrencilerimi gezdirdiğim değirmendir. Gölcük,
Akça Kısrak değirmenlerin de unutmadan yazalım.
Şimdi İlçemiz Tarım İlçe Müdürlüğü karşısındaki; İsmail Can”a ait Tütün
Depposu olarak kullanılan Bina Kurtuluş savaşımız Döneminde Un fabrikası
olarak çalıştırılmış olup ilçemizde ki tarihi mekanlardadır. Yapımı1890”lı
yıllara rastlar.
Bulgur taşından,yel değirmenlerine, yel değirmenlerinde su değirmenlerine
gelinen yıllarda teknolojik gelişmelerden nasibini alan değirmenlerimiz
şimdi; fabrikasyona dönüşerek elektrik gücüyle çalışır duruma gelmişlerdir.
--
No virus found in this outgoing message.
Checked by AVG Free Edition.
Version: 7.1.394 / Virus Database: 268.9.10/383 - Release Date: 07.07.2006

Cumartesi, Temmuz 08, 2006

AKPINAR

Pınar baştan bulanır./ İner dağı dolanır./ Al başımdan sevdayı, buna can mıdayanır./ pınara varmadın mı?, Gül koydum almadın mı?/ Ben sevdadan ölüyom,sen sevdalanmadın mı?.İlçemiz İzzettin köyünden, Milyoncu diye anılan arkadaşla tanış olduk,parkta sohbet ediyoruz . söz arasında;” Hocam; bu milletin çoğu aşıktır.”Dedi. Ciddiye almadım. Olur mu öyle şey dedim? Bu iddiasını ispatlamayadavet ettim.–“Simav Çayı Vadisi”nde bana “Milyoncu” derler. Ama benim milyonum falanyok. Çok gevezeyim. Deliyim. Dosttum çok. Hiçbir yerde yabancılık çekmem.Misafiri çok severim. Dostlarımı çok severim. Gördüğüm, yaşadığım, mutluolduğum her şeye aşık olurum. Gönlümde milyonlarca dostum var.” Diyerekkendini tanıtması anlamlı geldi. Not ettim.Önceki yazımızda; “Köprülerimizle” söyleştik. Şimdide Pınarlarımızlasöyleşelim. Doğup büyüdüğüm ve delilik günlerimin şahidi Sındırgı”mızındağlarını, ovalarını derelerini, pınarlarını, çamlarını, çalılarını...yazmadan geçmem. Bu topraklara ihanet olur diyerek algılarım. Ne öğrendimseburada, ne okudumsa buradan, benim ve çocuklarımın hücrelerinde, YeşilSındırgı”mızın; suyu, havası ve lokması vardır.Her köyümüzün pınarlarının isimleri vardır. Ak Pınar. Gökçe Pınar, YanıkPınar, Kuru Pınar,Koca Pınar, Abbas Pınarı, Salavat Pınarı, Ozan Pınarı,Yolcu Pınarı, Kaba Pınar, Soğuk Pınar ve adını sayamadığım pınarlar benibağışlasınlar.Her pınar; İnsanlara hayat, hayatımızın kaynağı pınar. Siz adını nekoyarsanız fark etmez. Aşk pınarı, gönül pınarı deseniz de olur. Önemliolan, içten ve kendimizden olması. Ama bir pınar vardır ki; Ölümsüz aşklabirlikte anılır. Hangi Köyde olduğu pekte o kadar önemli olmasa gerek. AmaIşıklarlı Rahmetli “Göde” Mehmet”in dilinde “Ak Pınar”; bir ibadet yeri, birbuluşma mekanı, bir serenat ve sevgilileri buluşturan mekandır. Emine”yeolan yangınlığını söndüren, kavuşma noktasıdır.“Akpınara varaydım, Eminemi göreydim./Eminemin Yoluna canlar veripöleydim”. Diyerek hasretini, “Akpınar yapısına, gün doğmuş kapsına,/Eminem çiçek yollamış uyandım kokusuna.” Dizeleriyle gecelerini süsleyengüzeli, tanımlayarak aşkını dillendirmeye çalışır. Yıllardır dillerdetürküleşmiştir.Sözü uzatmadan Şakir Efe”ye yakılan ağıtta,”Top top olur aman efem Alayakaçamları, seller gibi akıyor Şakir Efemin kanları” derken; Kurulan tuzaklara,yapılan haksızlıkları kendince seslendiren; yanık yürekli insanlarımızın,gönül pınarlarından akan selleri, tanımlamaya acaba benim sözlerim yeter mi?Amacım; Yaşadığım evrende, güzelliklere dikkat çekmek. Kendisiyle,çevresiyle barışık insanların evreninde bir nokta kadar yer alabilmek.Sındırgı”mızın dağlarının yaşlı gözü, sevdalarının göllendiği, imbik imbikaktığı noktalardır pınarlarımız.Bir dizede ben eklemeliyim.” Ak Pınar, Ak pınar./suların ne berrak pınar/İnsanlarımızı susuz,/uykusuz sağlıksız bırakma Ak Pınar./ Suyun kesilmesin,sonsuza dek ak pınar.” Dikili: 11.06.2006

KÖPRÜLERİMİZ

İnsan yaşamının olmazsa olmazıdır. Yaşamın izini sürerken yolumuz birnoktada kesilir. Yeni bir noktaya ulaşmanın yoludur köprüler. Yolumuzunkesildiği nokta da; karşıya geçmenin uğraşı içine gireriz. Kimi, taştantaşa atlar. Bazıları sal kullanır. Çaresiz olanlar; çıkarır pantolonu, alırbaşı üstüne, suyu geçmeye çalışır. Ancak, dikkat çekici olan. İnsanıninsanı zor durumlarda sırtlayıp karşıya geçirmesi anlamlıdır.Bu yazıya konu köprülerimizi belki de hiç görmediniz. Geçmediniz. Çünküonlar; Demirci dağları ve Sındırgı Ulus dağı Ürünü Çıralı Çam ağaçlarındanyapılan İnsanları bir birine kavuşturanlardır.Benim üzerinden geçtiklerim; Simav çayını ilk başta kesenyağıllar,İzzettin, Mumcu, Çallıbük-Demircibük Köprüsü (Kurtuluş savaşınınyükünü çekmiş) son yıkıntıları içinde büyüdüm. Çılbırcı (Gedez ) deresiüzerindeki tahta köprüler. Simav Çayı üzerindeki; Binmut, Şapçı ,Çıkrıkçı, Alayaka Çiftlik, Osmanlar ve En son gördüğüm ve geçtiğimÇaygören Barajı alanında kalan “Hacı hasan Köprüsü”dür. Sonraları bu ÇıraKöprüler yerlerine Beton Köprüler inşa edildiğini gözledik ve izledik,1957 Yılında Simav Çayını geçen BİNMUT KÖPRÜSÜ yapılışını oğlakçobanlığımda izledim. Köprüyü yapan Ustalarda biri iş bitimi nargileiçerdi. Hep İlgimi çekmiştir, o günlerde. Koca Köprünün açılış günlerinihatırlarım. Babamın hayvan sürülerini pazara sürerken. Sındırgı”yı-İzmir”ebağlayan Cüneyt Köprüsü altındaki Okul gezisini unutmam. Resim öğretmenimizKöprünün yağlı boya tablosunu yapmıştı. Yıl 1964. Sonraları sahici neköprüler geçtim. Ancak 1976 da ;3 yaşındaki İstanbul Boğaz Köprüsü”nügeçerken çok heyecanlandım.Çıra, beton, demir, çelik ve tel köprülerden dem vurmak değil. Gönülköprüleri, dostluk köprüleri, düşünce köprüleri kurma sevdasına yakalandım.Öğrendim ki köprüler ser verir sır vermezlermiş. Ama İnsanı zor anıdayakalarlar. Çürür ama bel vermez. Onlara bel verdiren yaşamınhayınlıklarıymış. İhmalkarlıklarıymış. Özü çıra olan köprülerle, özü güvenve dostluk olan köprüler yıkılmazlarmış.Çıkar köprüleri, Köprüyü geçinceye kadardır. Çıkar üzerine kurulmuşilişkiler yumağı; gösteriş, ikiyüzlülük, dolu davranışlarla beslenmişlerdir.Halkın bağrından(Ulus Çıralarından) kurulanlar yıllarca insanlara hizmetetme zevkini yaşarlar. Dertlilere deva, aşıklara sefa, günlük üretim vetüketim ilişkilerine katkıları olur ama hiç mi hiç yaşamlarındanyakınmazlar.Üzerlerinden geçen nice evliyalara, kahramanlara, eşkiyalara; sırtlarını,bağırlarını açıp geçit olmuşlardır. Cüneyt Kemer Köprüsünün Yıllara Meydanokuyan duruşu 10 yıllık Bayırlı Köyü Öğretmenliğimde bana ışık olmuştur.Gönüllerde, zihinlerde, yeni düşüncelere köprü kurmanın zamanıdır.Gün, dem günü. Gündem oku. Gündem de kal. İhsan Durak Çılbıcılı Çıra

ULUS, ÇIRA, KIYMIK

İhsan DURAKÖğretmen (E)http://ihsan.durakailesi.com
Ses sanatçımız Makbule Kaya’dan “SÜRMELİM” türküsünün yorumunu dinliyorumgözlerim kapalı. Rahmetli Özay Gönlüm”ün derlemesi Anonim bir parçayıdinledikçe derinliklere dalıyor yeni düşüncelerde geziniyorum..; “Sürmelim aman./ Ama aman Sürmeli./ Senin ellerine sarı liralarvermeli./ O SENSİN AMAN./ Kardan beyaz sinelerine / Canlar alıpta, Canlarvermeli./ ÇIRADAN KOPARDIM KIYMIK/ Saklama güzelim biz onu çoktanduyduk.....” Dizelerinden yola çıktım. Yükseldim ULUS”un zirvelerine. BaktımSındırgı”ya. Bende tuturdum bir türkü.Çıktım Ulus Dağına,/ Ataş düştü çiğerimin bağına./ Doğdum yiğitlerotağına. İndim Çorum( Dövertepenin)un,/ mor sümbüllü bağına/. Ulus dağı,derelerinin gülleri, çığrışır bülbülleri. Ne hoştur, senin yüksekliğinebakıp, senin yüceliğinle demlenenleri./Bu düşüncelerden yola koyularak; ULUS ÇIRASI ışığında sizinle söyleşmeye, yarenlikler etmeye gayret edeceğim. Necip sık sık sordu Hocam!. Köşeninadı ne olsun? Ben ısrarla “ULUS ÇIRASI” dedim.Gerekçelerimi yazıyorum.ULUS: İlçemizin En yüksek dağı. Ululuk, büyüklük simgesi. Gönül otağımız.Halkımız, güzel insanlarımızın sevdası. “Kuvayı Miliye” yiğitlerininbarınağı, Düşmana aman veren, eteklerinde düşmanı pişman eden, sındıranyöremiz.ÇIRA: Maddi anlamda çam ağaçlarımızın reçineli olan, kolay tutuşan kısmı.Ocağımızı tutuşturan. Manevi anlamda enerji deposu,zenginlik, aydınlanmaaracı.KIYMIK:Kolay yanan çıra parçası. Manevi anlamda ben, sen, o, biz, siz,onlar. ve hepimiz. Cumhuriyetimizi ve Kurtuluşumuza emek veren AnadoluAteşini yakanlar.“GÜN, DEM GÜNÜ” derken bunları demek istedim. GÜNDEM GAZETEMİZDE SİZLERE;KIYMIK KADAR KATKIM OLURSA, O BENİN GÖNÜL ZENGİNLİĞİM OLACAK.Felsefi, Siyasi, Ahlaki, eğitim , ekonomi, tarih, folklorik açılımlarımlasöyleşmeye çalışacağım.“KURTULUŞ SAVAŞIMIZ”da ekonomik katkılarda bulunan Hindistan KurtuluşLideri, MAHATMA GANDİ”nin şu sözleriyle sözü sonlandırmak istiyorum.“Söylediklerinize dikkat ediniz, DÜŞÜNCELERİNİZE dönüşür.Düşüncelerinize dikkat ediniz, DUYGULARINIZA dönüşür.Duygularınıza dikkat ediniz, DAVRANIŞLARINIZA dönüşür.Davranışlarınıza dikkatediniz, ALIŞKANLIKLARINIZA dönüşür.Alışkanlıklarınıza dikkat ediniz, DEĞERLERİNİZE dönüşür.Değerlerinize dikkat ediniz, KARAKTERİNİZE dönüşür.Karekterinize dikkat ediniz, KADERİNİZE dönüşür. Diyor ve bu sözlere ünlüdüşünür CİCERO ekliyor;” DİKKAT ALTINDAN DA DEĞERLİDİR.” Düşünceleriilkelerimdir.Doğumunun 125. Yılında O”nu minnet ve şükranla anıyor, önünde saygıylaeğiliyorum.18 Mayıs 2006 Perşembe saat 07.00 Balıkesir İhsan DURAKÇILBIRÇILI

ULUS ÇIRASI

SİZDEN BİRİYİM. Ben Ulus Dağı’nın eteklerinde büyüdüm. Düvertepe Sarıalan’ın Kekik, Demirci Dağları”nın mis kokan havası, Seydan Dağları”nın, Kocayayla, Kertil tepesi , Simav, Çüneyt Çayı”nın Şırıltısı gürültüsü ,Sındırgı Ovası’ nın, bereket Kaynağı Çaygören Barajı’nın dalgasıdır mayam. ULUS DAĞI’nın eteğinde, aydınlık yüzlü, aydın insanlar beldesi.Geleneğinden, göreneğinden ödün veremeden, gayretkeş insanların diyarı. Yiğit, Kuvayı Milliye Ateşinin harrıyla yananların torunlarının; toprakla haşır neşir olduğu, insanı toprak, torağı insan kokan yerleşke. ORTA ANADOLU”nun Ihlara Vadisi”ni gölgede bırakacak güzellikteki Simav Çayı Vadisi Gerdanlığına takılan; Taşı toprağı altın, altın İnsanlar yatağı. Dağlarında Murt, Çam, ardıç bin bir çeşit doğal bitkileriyle insanına yaşam ve yaşama sevinci veren alan. EGE VE MARMARA Bölgeleri”ni kucaklayan, iklimlerin değiştiği, zemin. Düzlüklerinde Pehlivanların yetiştiği,damar damar, Çaygören Baraj suyuyla sulanan ovası, genç kızların el emeği ve göz nuru halısı,göz alır. Çıtır kavunu ve sağlık veren Hisaralan ve Emendere Kaplıcası, Ulus Çırasının aydınlığında görülmesi, yaşanılası yurt köşesi. Bu toprakların ürünü bir insanım. 30 YILLK ÖĞRETMENLİK yaşamının en güzel ve deli yıllarım sizin aranızda geçti. Yazmak ; Duygu ve düşüncelerini bir başkasıyla paylaşmaktır., DEĞERLİ Eğitimcİ, rahmetli, Kadir Balkan Öğretmenimin güzel bir anlatımı vardır; “İhsan Öğretmenim. Sen Öğretmensin, ben Öğretmen. Senin bana vereceğin maaşın yok. Benim sana vereceğim malım mülküm yok. Eğer birbirimize dostluğumuzu da veremeyecek olursak; Çavdaroğlu Camisi”nin minaresinden kendimizi aşağı atalım”dedi. Uzunca bir süredir Balıkesir”de yayımlanan; “Marmara Bölge Gazetesi”nde; HARMAN isimli Köşe yazılarımla insanlarla duygu ve düşüncelerimi paylaşıyorum. Benim işim, ona buna çamur atarak karalamalar yerine insanlarımızı iyiye güzele, dürüstlüğe ve tüm insani davranışların geliştirilip serpilmesinde bir katre katkıda bulunabilirsem; ne mutlu bana. Sevgili Necip’in beni yazmaya yüreklendirmesi, Sizlerle buluşmamın dayanağıdır. Sındırgı GÜNDEM gazetesi’nin yayın yaşamı boyunca başarılı çalışmaların dilerim. GÜN, DEM GÜNÜ: GÜNDEM SINDIRGININ GÜNDEMİNİ TUTAR. KOCAYAYLA ETEKLERİNDE; Şarlak Deresi şarıltısında, ardıç gölgesinde yatan YİĞİT KADIN Makbule Hanım ve Tüm Kuvayı Miliyeçileri rahmetle, Doğumun 125. Yılında Mustafa Kemal Atatürk’ü minnet ve şükranla anar, önlerinde saygıyla eğilirim. Güzel günlerde yazışmak, Güzel işler üretmenin sevicini paylaşmak gayreti içinde olanlara selam.19 MAYIS 2006 BALIKESİR İHSAN DURAK ÇILBIRCALI