Cumartesi, Ağustos 26, 2006

YAYLA YAYLA

İhsan DURAK
Öğretmen (E)
http://ihsan.durakailesi.com

Derslerimizde yeryüzü şekillerinin tanıtımında ki yayla kavramıyla halk
dilinde serin otlak sulak olarak tanımlan yayla farklıdır. Yer yüzü
coğrafyasında yayla kavramı; deniz seviyesinden yüksek, akarsu ve vadilerle
yarılmamış düzlükler olarak tanımlanır. Adına türküler yakılmış, nice
anılara, sevgilere, ezgilere(baskı,zor) ev sahipliği yapmış yaşanılası
alanlardır.
Söz gelimi; “Yörükte yaylasında, yaylayamadım/ Şu divane gönlümü
eyleyemedim./ gibi. Yaylalar, Anadolu göçerlerinin vaz geçemedikleri yaylak
kültürünün harman olduğu alanlardır. Yiğitlerin yiğitliklerini, efelerin
efeliklerini, ağaların ağalıklarını, beylerin beyliklerini sergiledikleri
meydanlardır. Anadolu yaylaları bölgelerinin kültür aktarım alanlarıdır.
Orta Anadolu”nun merkezinde Erciyes Dağı zirvelerinde TEKİR yaylası;
Karadeniz”de Hopa hemşin, Anzer Doğu Anadolu Erzurum, palandoken
yaylaları, Batı Anadolu da her dağın zirvelerinde onlarca yayla vardır.
Konya”nın Ünlü Cihanbeyli, Obruk Yayalaları dillere destandır.
Batı Anadolu”muzun tavanı, Bursa Uludağ ve Sındırgı ilçemiz sınırları
içinde yükselen ULUS DAĞI zirvelerinde küçük yaylakların isimlerini
sıralamaya gerek var mı bilmiyorum ? Ulus dağı silsilesinde; Düvertepe
SARIALAN, Derecikören sınırları içinde; EFİR YAYLASI, AKDAĞ YAYLASI,
Demirci dağları Batısında SIĞIROVA yaylası, İlcemizin Yaylabayır köyü
sınırları içindedir.
Seydan dağlarının damı olarak; Yüreğil Beldesinin sınırlsrında; SİNDEL
YAYLASI, Ormaniçi, Kınık, Kertil köylerinin tavanı SEYDAN YAYLASI( SİNAN
DEDE), Kozlu, Şahinkaya, Alakır, Alacaatlı Köylerinin çatısı KOCAYAYLA Çevre
köylerinin bahar ve yaz aylarında dinlence, eğlence, hayır, yaylak
alanları olarak yararlanılınır. Biz bunları bilip görüp, çayır ve
çimenlerini gezerek gevezelik yapıyorum.
Serin, sulu, pulak olmalarının yanında, gözden ırak olmaları bu alanların
bozulmamış, aç gözlüler, fısatçılar tarafın dan talan edilmemiş olması en
büyük mutluluğumuz. Ancak kaygılarımı aktarmadan yapamayacağım. Deniz
sahillerindeki betonlaşma ve yabancı ülkeler ve ülkemizin zenginlerince,
paylaşım çetelerince, talan alanlarına döndürülmesi, adını sanını
bilmediğimiz şirketler, aşiretler, tarikatlar tarafından yöre halkının
gözünün içine baka baka paylaşılması tehlikesi içimi burkuyor.
Sana ne Kardeşim diyebilirsiniz. Haklısınız. Ancak, gezilerimde gördüm ki;
yazlık, kışlık adı altında sahillerde aşiret, tarikat, şirket dinlenme
alanları diye SİTELER kuruluyor. Yakınına yöresine bekçilerde bakamazsınız.
Bu olumsuz düşüncelere nereden daldım? Şimdi yeri mi?
Bir anda İbrahim Ethem Akıncı”n Akıncıları”nın at koşturduğu, işgalcilerle
boğaz boğaza geldiği yerler buraları. Gece rüyalarıma giriyor Halil Efe,
Mücahit Makbule. Kurtuluşa Giden yolda Makbule Hanım Karakaya” da Halil Efe”
ye takılır.” Hadi gari Halil, Ne olacağımız belli değil? Bu ülkeye bir ER
bırakmanın zamanı”deyince İbrahim Ethem Akıncı, ikisine bakıp bıyık
altından güler”.(Mustafa Yıldırım Ulus dağına Düşen Ateş Romanından) Bu
yaylarlarda onların izlerini arıyorum düşlerimde.
--
No virus found in this outgoing message.
Checked by AVG Free Edition.
Version: 7.1.405 / Virus Database: 268.11.6/428 - Release Date: 25.08.2006

UYUMADI Kİ !...

İhsan DURAK
Öğretmen (E)
http://ihsan.durakailesi.com
Balıkesir yerel basınında yer alan bir açıklama beni yürekten sarstı.
Haber Sındırgı Belediye Başkanı sayın Ekrem Yavaş”ın beyanları.
Konu: “SINDIRGI UYANIYOR”
Zamanın derinliklerini karıştırırsak Sındırgı”nın hiç uyumadığını görürüz.
Göçer yerleşmelerin en son yeridir. İnsanların ilgisini çeken, yerleşmeye,
korunmaya , barınmaya, çalışmaya uygun verimli toprakları , orman alanları,
madenleri üretken ve yaratıcı insanları bu güzel topraklarda nasıl
uyusunlar? Tarihin derinliklerinden getirdikleri; örf, anane ve
geleneklerine bağlıdırlar. Sevecen, nüktedan yapılarıyla oluşturdukları
sosyal dokunun ürünü olarak, kendine sahip çıkana; sahip çıkmışlardır ve
çıkmaktadırlar.
Kuru Köy”den, Koru Köy”e, Koru Köy”den Sındırgı”ya uyumamıştır. Osmanlı
Dönemi”nin son günlerinde ki asker kaçaklarına, Kurtuluş Savaşı Dönemi”nde
ihanet çetelerine, Cumhuriyet Dönemi”nde yerel eşrafın keyfi tasarruflarıyla
karşı karşıya kalmışlardır Son elli yılı biz hatırlıyoruz. Kişisel
sürtüşmeler karşısında ilçemiz hiç uymadı ki!...
Ovasında tütünü, dağındaki madeni, ormanındaki ağacını, ahırındaki
hayvanını, ağılındaki koyununu, tarlasındaki ürününü korumak için, yeniden
üretmek için, geleceğini yeni baştan yaratmak için, kendine ve yaşadığı
topraklara hayınlık yapmadan hakça kazanıp , hakça bölüşüp hiç durmadan
bıkmadan uymuyor, hep çalışıyor ki.
Sındırgı uyumuyor!..İlçemizdeki sosyolojik, kültürel değişimi, sanayi ve
teknolojik gelişmeleri on yıllarla ölçmek yanlışlığına kapılmayalım.
Pazarına, komşu kasabalar dadanmışsa, uydaş insanına yerel kırık efeler,
çarşı esnafına üç beş tuzakçı, yollarına da trafik magandaları egemen
olunca, uyku mu tutar insanı?
Şu bir gerçek; Sındırgı”dan malı alan götürdü. Nereye? Orasını Allah
bilir? Götüren bir daha geri dönmedi. Halkımız durmadan verdi. Üretti verdi,
kazandı verdi, ama verdiği geri dönmedi. İlçemize çulsuz gelen çullu gitti.
Kendi İnsanımızı yüreklendirmede ağır kaldık. Ayrıntılara inildiğinde dedi
kodu olur.
Başka bir gerçek var ki; “Ağaçlar ayakta ölür.” Sındırgının uymadığına,
Balıkesir Caddesi Çınarları, Askerlik Şubesi(eski) , Rızaiye Mahallesi
sırtları, Menent sırtları, Orman Ağaç deposu, Ozan suyu, Gökçepınarın su
ahırları, Simav Çayı Vadisi, Ulus Dağı ve Seydan Dağları, Kertil Beli, Koca
Yayla Sırtları,Şarlak(Harlak) Deresi Mücahit Makbule Hanım”ın mezarı,
Gölcük Ovası, Çay gören barajı, Hisar alan kaplıcaları, Düvertepe Kaolen
yatakları,Kıvrım kıvrım daracık virajlı bağlantı yolları, Sındırgı Aşığı
İbrahim Ethem Akıncı”nın Mezarı şahittir...
Kendi güzelliğimizi kendimiz görelim. İlçemizin tüm geçmişini uyumuşlukla
değerlendirmek yanlıştır. Yapılan, yaratılan değerlere sahip çıkmak
erdemdir. 2-3-4 Eylül Kurtuluş Günü ve Yağcıbedir Halı Feştivali Şenlikleri”
nin duyrusunu yaparken; Kurumsal düşünmek gerekir. Kişisel düşündüğümüzde
işler karışır.
Düşmanı Sindirmek(Susturmak), Sındırmak(Kokutmak) ismiyle yücelen ilçemiz;
uyumakla değerlendirilemez. “”geceleri dağ başlarında, tek başlarına ateş
yakan Mustafa Kemal”in askerleri KUVAYİ MİLLİYECİLER, geleceğe çıra
yakanlar, ışık tutanlardır. O uzun ve yorgun gecelerinde, silah gölgesinde,
çıra isinde uyumuş olamazlar.
Sındırgı kesinlikle uyumuş olamaz. Ancak; birilerince uyutulmuş olabilir.
Hoş sohbet, boş vaadler, yaparız ederiz, ha şimdi ha yarın. De bakalım
azıcık sabret. Düğün geçsin, bayram geçsin. Bize oy verirseniz,
yapcaaz,,edceez!...diyerek.
--
No virus found in this outgoing message.
Checked by AVG Free Edition.
Version: 7.1.405 / Virus Database: 268.11.6/428 - Release Date: 25.08.2006

Pazar, Ağustos 06, 2006

YOK (OL)-UŞLAR

İhsan DURAK
Öğretmen (E)
http://ihsan.durakailesi.com

Tüm masallar bir varmış bir yokmuş diyerek başlar. Ben var olanları görüp,
yok olanları varlığa çevirmenin uğraşındayım.Yokluk ve varlığı gösterme gibi
bir toplumsal görevim var.Bu bilinçle yola çıkarak yakınmalar değil, durum
tespitleri yapmaya özen gösteriyorum.
Balıkesir ve ilçelerimizin sosyo-ekonomik gelişmelerinin temelinde yatan
sorunlara baktığımızda, Kurtuluş savaşında gösterdiğimiz emek, uğraş ve
gayretin Cumhuriyet”imizin Kuruluşundan günümüze azalan ivme kaydettiği
görülür.
İkinci Dünya Savaşı”nın Siyasal etkileri ülkemizi de kasıp kavurmuştur.
Yokluklar, kıtlıklar, Savaş ekonomisinin insanlar üzerinde ki olumsuz
etkileri geçtiğimiz 1900”lü yılların kötü sonuçları. Farklı düşüncelere
katlanma, yapılan güzel işlere katılma kültürünün toplumlarda gelişip
serpilmesi yüz yılların eseridir.
Siyasetin mayası insana hizmettir. Burada kast ettiğimiz insan; toplumun en
küçük yapı taşı. Tüm dünyadaki milyarlarca insanı ayrı ayrı mutlu ve
kalkınmış kılmak kolay mı? Bu bağlamda; siyaset toplumsal sorunların
çözümünde iddia sahibi kurumdur. Siyaset kişiselleştirildiği ölçüde
kirlenir. Toplusallaştığı ölçüde yücelir.
Bir anıdan yola çıkarak konuyu net hale getirelim. Yaşımız gereği
ülkemizdeki siyasal çalkantıların içinde büyüyüp olgunlaşmaya gayret
ediyoruz. 9.Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel”in Siyaset günlerinden bir
buket. Kendilerine sorunlarını sunmaya gelen konuklara zaman ayırırken,
öncelik sırasını Balıkesir dışındaki illere verdiği söylenir. İlin
kahvelerindeki söylenti bu. Konuyu sordum araştırdım. Sebebi nedir?
Arkadaşlarının olması mı? Yoksa başka bir düşünce mi?
Sonuç; Ben sokağın yalancısıyım. Olayı En yakın siyasi arkadaşlarından
öğrendim. Yaşlı başlı haliyle;- “hocam ; bizim Balıkesir”liler Ankara”nın
yolunu memur tayinleri için kat ettiler. İlçemize beldemize, Kentimize
sanayi kurulsun insanlar iş, aş sahibi olsunlar akıllarına gelmedi.” “Atı
alan üsküdarı geçti”kten sonra Balıkesir”i ve ilçelerin koca köy olmaktan
kurtaracağız, siyasi kandırmacalarını dinlemeye ömrümüz yetti.
Sözüm; Rampalar üzerineydi. Kertil, Çelebiler, Işıklar, Kepez, Düvertepe,
Çıkrıkcı, şapçı, Ulus dağı ve Seydan dağları rampaları da;3-5 kmlik yapılan
Kocasinan-Çelebiler Viraj ve rampalarını kaldıran yeni yapılan yol geçte
olsa yok oluşlar yerine var oluşun bir gücü görüntüsüdür. Demek ki böyle
olunca oluyormuş. 1970 yıllara kadar parlementoda temsil edilirdik.Sonra ne
oldu? Onun bunun tayini derken, sındırgı”mızın alt yapısı yapılardan
nasibini bu kadarcık alabildi.
Bir yokmuş, bir varmış.”Pir uçmaz,müritler uçururmuş”
--
Internal Virus Database is out-of-date.
Checked by AVG Free Edition.
Version: 7.1.394 / Virus Database: 268.10.5/403 - Release Date: 28.07.2006