Çarşamba, Ekim 18, 2006

EŞME EŞİĞİ

İhsan DURAK
Öğretmen (E)
http://ihsan.durakailesi.com

“Eşme” kavramına yeni nesil yabancıdır. Suyun yeryüzüne çıktığı nokta
kaynak adı verilir. Kaynağın akıntısı yönünde insan eliyle eşilen su
biriktirme çukuruna eşme olarak yöresel ona olarak isimlendirilir. Adı suyun
rengine göre isim alır. Gökçe eşme mi olur? Tatlı su mu olur? Acı su mu
olur? Kaynağın bulunduğu yörenin adını alan da olur. Yar Başı, Tilkilik,
Uzun Harman, Sığır Ova, Gedik Alan, Dibek Alan, İncecik, Barut taşı, Hacı
Harmanlı gibi aklıma takılanlardan örnekledim.
Asıl konumuz; “Eşme eşiği”. İnsan sevgisinin, doğa sevgisin, vatan
sevgisinin güzel bir görüntüsü ve örüntüsü duyguların yandığı yapılar
PINARLARDIR. Eşmelerin suları pınarlarda görücüye çıkarlar. “Eşmeler”
kişiseldir. Yakın yöre az insanın kullanım alanlarıdır. Çalı dibinde, kür
altında, çamurluk ötesinde, kaya dibinde dere boyu boyu.bilmem hangi dağ
yamacının sırtında.
Pınarlar; eşme sularının akımına ulaşabildiği, alanlar yol güzergahları,
yerleşim alanları, meralar, otlarlarda; insanlara ve hayvanlara hayat veren
abide anıtlardır. O yörenin tarihi tanıklarıdırlar. Aşıkları buluşma yeri,
kekliklerin gıgırdaştığı, genç kızların kıkırdaştığı, pınar ahırlarıyla yöre
canlılarına hayat kaynağı ve yaşama sevincini tattığı yerlerdir.
Pınar; Türk Halk Edebiyat’ında değişik duyguların ve yaşantıların merkezi
olarak dikkat çeken, türkülere konu olmuştur. Yöremizin türküsü “Akpınar”.
Değişik yöreler de köylerde bu isimle anılan bir çok pınar var. Dursunbey’
de, Bigadiç’te, İvrindi ‘de, olduğunu biliyorum. Oraları benim ilgi alanıma
girmiyor.
Sizlere anacağım pınarların sularını içtim, elimi, yüzümü yıkadım başında
oturup dinlendim. Yöremiz pınarlarının çokluğuyla benim dikkatimi çeker.
Pınarların isimlerin anarken yönlerimizi esas alarak yazmaya özen
gösteriyorum. Doğu, batı kuzey, güney olarak.Sığır Ova’nın Uzun ahırlı
pınarının suyu yöresinin kokusunu, Demirci Dağları’nın batı ucunda gürül
gürül akan suyuyla dikkat çekiyor. Küçükdağdere” nin Fındıklı Suyu derlerin
billur gibi yeşilliğini kokusu,Işıkların Soğuksu Pınarları, yöresinin
insanına, avcılara yolculara ferahlık, Pürsünler’in Salavat Pınarı ve Köy
çamasırlığı, Taştepe ve Çaygören (Menent)Çamlığı eteklerinde Ozan çeşmesi,
Zühtübey Kırı’”nın zirvesinde Gökçe pınar. Taştepe Orman deposu yöresinde
Hanife Çeşmesi, Çavdaroğlu Mah. çamlık mevkinde Abbas Pınarı Yıllarca
insanlara bir yudum olmuşlardır.
Gölcük Beldemizin Akçakısrak girişinde ki ve kasaba içindeki el işleme
kemerli pınarlar, Alacaatlı, Kozlu, Bayırlı dağ sularını insanlara sunan su
paylaşım yerleri insanları derinden etkilediği günleri yaşadık. İbillerin
Acı Pınarın havuzuna yatmayan köy genci var mıdır? KOCA KONAK, konak
köşesindeki akmayan oluklar nice olaylara tanıklık ederek kurumuşlardır
Her köyün pınarları birbirinde güzel. Çamalanın Akpınar Suyu bir başkadır.
İçimi tadı ve eriticiliği bir başka. Hele Düvetepe Kavaklı Pınarı, Ayvalı
Suyu, koca köy içindeki Kocapınar ve Görkemli Çamaşırlığı, Oda Avlusu
gençlerin toplanma ve uğrak yeri. Bulak Sünnü, Şapçı ve Çıkrıkçı pınarları
dağ sularının şırıltısı ve gürültüsünü içinde taşır. Alayaka, Kıran,
Hisaralan, Kepez, Umurlar Ulus Dağı zirvelerinden yuvarlanan su damlalarının
insana ulaşma noktaları. Yusufçamı Koca pınarı ve çamaşırlığı taş
işçiliğinin eşsiz örnekleridir.
Süller, Köyü ortasında ki gürül gürül akan oluklarında bereket ve sağlık
akan çamaşırlık ve uzun ahırları köy canlılarının sularını hoşurdatarak
içitikleri yerler. Armutlu Merasında ve köy içindeki pınarlaın taş işçiliği
yöre uştalarının; mesleklerinde eriştikleri olgunluğu ortaya
koymakta.KaraağaçKöy ve Çelebilerin köy pınarları uzun yıllar kıt kanat
insanlarına sağlık,şifa kaynağı olmaya gayret etmişlerdir.
Yüreğil, Kınık, Seydan yaylası, Yaylacık, Kertil Şahinkaya pınarlarını gidip
görmeniz, sularını kana kana içmeniz ömrünüze ömür katar. Amacım pınar
reklamı yapmak değil. Bizim insanımıza yorulduğu yere dinlenecek kirlendiği
yerde yunacak yaşam pınarlarımızı eskisi ve yenisiyle ayırt etmeden, kırda
bayırda adını sanın bilemediğim pınarların ayrıntısına girmeden bu konuya
dikkat çekmek anlamında yazmaya çalıştım.
Varsıl ve yoksul insanlarımızın önderliğinde gerçekleştirilen bu güzel
hizmetleri yapanların önünde saygıyla eğilirim. Yüz yıllara tanıklık
yaşadığımız alanların sonsu bekçileri pınarlardır. “SU, BİR HAYATTIR. HAYAT,
BİR SUDUR.”

--
No virus found in this outgoing message.
Checked by AVG Free Edition.
Version: 7.1.408 / Virus Database: 268.13.4/476 - Release Date: 14.10.2006

KESTANELİKLER

İhsan DURAK
Öğretmen (E)
http://ihsan.durakailesi.com

Vatandaş bir türküdür tutturmuş. Yol alıyor zamandan. Ne türkünün anlamını
biliyor? Ne türküde geçen varlıkları görmüş.Kestane kaynatır pişir ama
ağacını görmemiş. Bizim hurma ağacını görmediğimiz, sigarayı içenin tütünü
tanımadığı gibi. İçinden geldiği gibi haykıra haykıra türkü söylemenin
tadına mı varıyor? Yoksa yalnızlığını gidermek, bende buralarda varım mı
demek istiyor, bilemiyoruz?
Yanık sesiyle; dağlara , taşlara, gökte uçan kuşlara sesleniyor. Sesi
yankılanıyor iki dağ arasında. Sek Deresi’nden,Ulus Dağı yamaçlarına.
Tırmanırken yokuşları, dizlerinin dermanını sağlamak, kendini yarınlara
bağlamanın keyfini çıkarıyor,bizim insanlarımız.
Coşkusu dağlara, ovalara sığmıyor. Murt, yavşan, kekik, labada kokusu
sarmış etrafı. Yükseldikçe zirvelere; geniş yapraklı, koyu gölgeli devasa
ağaçların arasında gözünü açıyor. Kozalakların kirpimsi yapısından
dokunmaya korkuyor.. İnsan bu. Hem korkar. Hem türkü yakar.
“Dere boyu kestane./ Dökülür dane dane./ Sinek konsa rızam yok./ Gül tenin
üstüne... Tren gelip durur mu?/ Mektup versem olur mu?/ Beni seven allı
gelin/ Başkasında durur mu? Ambar üstünde ambar./ Ambardan sular
damlar/ Gel sarılıp kaçalım/ Yaşlı baban ne anlar.”
Yitik DR. İbrahim Esas ile Balıkesir; Ali Hikmet Paşa Meydanı”nda ayak üstü
sohbet ediyoruz. 1996 yıllar. “_İhsan öğretmenim, Nasıl alışabildin mi
Vilayete?” Eh işte, şöyle böyle dedim.”- Ben alışmadım. Evler kaloriferli,
ısındığını ısınmadığın anlayamıyorsun. Üstünde kestane pişiremiyorsun. Ah!
Sındırgı. Yakarsın sobayı. Gürül gürül. Koyarsın Çayır, Gözören, Kürendere
kestanesini çıtır çıtır. Yanında birde dereboyu ceviz içi. Dokunma benim
keyfime” dedi rahmetli.
Yağmurlu hafta sonu havaların soğuması,bu düşünceleri ve anıları yükledi
bana. “Kestanelikler “başlığı aklıma nereden geldi derseniz? Yanıtlayayım.
Evimdeki divanların iskelet ve görünen masif kısımlarındaki doğal güzellik,
mobilya olarak duruşu ayrı bir güzellik. Mobilya yapımı için; Çayır,
Gözören, Alan kestaneliklerinin yok edilmesi bana ters geldi.
Kestanelik, elmalık, cevizlik, bağlık, bostanlık, bademlik, armutluk,
fıstıklık, sebzelik her yer güllük gülistanlık. İnsanlarında bir başka
güzellik.
Bozulmamış. Geçmişi geleceğe taşımanın gayretiyle, gelenek ve göreneklerine
bağlı. Yaprağı gübre, kurumuş dalı fırınında çırpı. Sobasında yakacak.
Ocak başında tıslayarak yanan kütük. Bir yaşam biçimi. Uzun kış gecelerinde.
Ağır misafirlerine sunulur çerez olarak. Saman altından kokulu elma,
ambardaki askıdan kavun, ayva ve üzüm salkımı yaşama sevinci katar insana.
Bir tavır, edadır karşılayış. Yedisinden yetmişine, hepsi ermiş. Herkes her
şeyi bilir. Bilir de, bilgiçlik yapmaz. “Ağır ol” derler. Görgüde ve bilgide
öncü. Çalışkanlıkta birinci, üretmenin ve korumanın gayretiyle. Kestane
kozalağı gibi, zaman içine yuvarlanıp giderek, yol almanın huzurunu yaşar,
bizim güzel insanlarımız.01.10.2006 Ankara’dan
--
No virus found in this outgoing message.
Checked by AVG Free Edition.
Version: 7.1.408 / Virus Database: 268.13.4/476 - Release Date: 14.10.2006

Pazar, Ekim 01, 2006

DOLANI DOLANI

İhsan DURAK
Öğretmen (E)
http://ihsan.durakailesi.com

İşimiz; yaşadığımız, büyüdüğümüz topraklar üzerine güzellemeler üretmek.
Güzellemeleri düşünüp yazarken yeni çözümler önermek. Yiğidin hakkının
yiğide vermek.
Balıkesir yöresinde söylenen bir türküyle konumuza girelim. “Evlerinin önü
iğde fidanı./ Dolanı dolanı buldum odanı./ Gitti de gelmedi benim,/ anasının
körpe fidanı”./ hatırlayabildiğim kadarıyla sözler bunlar.
Ankara _ Balgat’ta Nargile salonunda; nargilemizi tüttürürken, sohbet
ilerledi.80 yaşlarında bir bey efendi,-“ Ya! demek; Balıkesir Sındırgı’
dansınız. Halen o yollar duruyor mu? Dolanı dolanı bitmiyor. Git git, in
in, çık çık, ha babam ha. Ne o ormanların arasında çıkan yolun adı? Güzel
yerler ama. Ne yazık çok kıvrımlı, çok yokuş, çok dar yolları var.”dedi. O
yollar kazma kürekle yapılan yollar. Şimdi ol değişti. Balıkesir’den direk
Akhisar’a çıkıyorsunuz dedim.
Muhabbetin ilerleyen kısmında; Balıkesir_Sındırgı arası150,
Sındırgı_Akhisar arası 175, Sındırgı- Simav arası 250’yi aşkın viraj var
diyerek açıkladığımda; daha da hayret ettiler. O yollar orman yoludur. Daha
sonra küçük düzeltmelerle, kara yollarına bağlandı. Siz, hele köylere giden
yolları görseniz, daha da korkacaksınız sanırım, dedim. Simav çayı vadisinin
tabanından Ulus Dağı eteklerine, Seydan Dağları ve Kocayayla sırtlarına
çıkan köy yolları daha dolambaçlıdır, diyerek bilgilendirmeye çalıştım.
Kırık arazi üzerinde yer alan ilçemizin, yolları da; topoğrafik yapıya
uygun olarak gerçekleştirildiği bir gerçek. 1955’li yılarda, Sındırgı_
Simav kara yolunun açılış çalışmalarını çocuk çoban, gözüyle izledim. 50
yıl önceki teknolojik gelişmelerin eseri araç gereçlerle; gereksinimlere
göre yapılan yollar artan nüfus, trafiğe yeterli olmadığı bir gerçektir. O
günlerde yapılan yolların sanat yapıları( menfez, köprü, su yolu,
eğimi,işaretlenmesi) gelecek otuz yıllara göre planlandığı bir geçek. Kırk
yıl önce kamyon tonajları 10-15 tondu. Ya şimdi;20-30-40 ton bu tonajlara
bu yollar dayanır mı?
İlçemizin gelecek elli ve yüz yıllara taşınmasında; günlük yama işlemleri
yerine, yapılan planlamaların, geciktirilmeden, yaşama geçirilmesi için tüm
esnaf, vatandaş, resmi ve özel kuruluşlar; senlik benlik kavgasına ve çıkar
çatışmalarına dalmadan;Tüm siyasi düşüncelerin üstünde düşünerek; ilçemizin
yatırım ve cazibe merkezi haline getirilmesindeki bu günkü görev ve
sorumluluklarını yerlerine getirmelilerdir.
Dolanı dolanı gidilen yolların doğrulması, zor değil. Ancak; sabır,
hoşgörü, katılma ve katlanmadan geçer. İbrahim Ethem Akıncı’nın deymiyle;”
Sa’y(emek,uğraş), iffet(namus),sebat(tutatlılık)”gerekir.
--
No virus found in this outgoing message.
Checked by AVG Free Edition.
Version: 7.1.407 / Virus Database: 268.12.10/459 - Release Date: 29.09.2006