Salı, Kasım 14, 2006

DEĞİŞİM-DÖNÜŞÜM

İhsan DURAK
Öğretmen (E)
http://ihsan.durakailesi.com

Söze Yüce Mevlana’nın güzel bir cümlesiyle başlayalım.” Günlerini say,
Büyüklerini say, ama yerinde sayma.” İlk okunuşta, basit bir cümle.
Günlerini saymak ne demek? Büyüklerini saymakta neymiş, kim onlar? Ayıp
yapıyorsun biz sırt üstü gelip yatıyor muyuz?.... Çok doğru söylüyorsunuz.
Hiç kimse “yan gelip yatmıyor”.
Bu güzel sözde adı geçen “SA’Y”; emek verme, uğraşma, değer verme,
yaşadığın zamanın hakkını verme anlamındadır.” Yerinde sayma”: Boş oturma,
çalış didin, işine, eşine, aşına sahip ol geleceğin aydınlık, refah içinde
olsun anlamı içinde değerlendirilmesi ve yaşamımıza bu anlamda yön vermemiz
gerektiğine yönelmemizi önerir.
İlçem Sındırgı’ya her gelişte; Kocasinan Köyü sırtlarından, Sındırgı Ovası
’na baktığımda değişik duygulara kapılırım. Yeraltı ve yer üstü
zenginlikleriyle, verimli toprakları, geniş ormanlık alanlarıyla göz
doldurur.
Sındırgı; Osmanlı Devleti Salnamelerinde; PİRNÇLİK olarak anılır ve
bilinir. Konar göçer yerleşimler sonrası hayvancılık ve diğer tarım
ürünlerinin üretim alanlarına dönüşür. 1900’lü yıllar Ege Bölgesi’nde
yaygınlaşan tütün üretimi, kırsal ve verimli ova topraklarında yaygınlaşır.
Üretimi, pazarlanması, paraya dönüşümü bir buçuk yıllık zaman dilimi içinde
gerçekleşmesi yanında, kalabalık ailelerce kolay gibi görünen bir aile
ziraatı. İlçemizin köylerinde ve merkezinde; kolay kredi kaynağı, tütün
veresiye yaşam biçiminin doğmasına, bilen bilmeyen üretime girerek, üretimin
kalitesinin düşmesi, siyasi bir yarış aracına dönüşmesi, dünya pazarlarında
ki, pazar payımızın düşmesi, tütün üretim alanlarının sınırlanmasına neden
olur. Kota uygulamaları başlar.
Sındırgı Ovası’nın gece görüntüsünün, büyük şehir ışıltılarını andıran
günlere şahit olduk. Tütün geliriyle, yaşam biçimi arasında doğru orantı
vardır. Tütün eken herkes; Ekmeğini ve sebzesini, dışarıdan almanın yolunu
seçti. Sındırgı pazarında sebze üreten bir iki köv ve merkezde birkaç aile
mevcuttu. Tütün üretimi girince ürün çeşidinde ve tarımsal üretim alanında
daralma ve azalma görüldü. Meyve üretimi, Sebze üretimi, tahıl üretimi yok
denecek kadar azaldı. Durum böyle olunca, Sındırgı pazarına dış pazarlar
egemen oldu. Tütün gelirinin çoğu akıp gitti.
Şimdi; Ürün çeşitliliğinin artırılması, hayvancılığın desteklenmesi, sebze
üretiminin yaygınlaştırılması, ilçede eğitim kurumlarının artırılması
çalışmaları, ilçemizin insan davranışlarının çeşitlenmesi ve sosyal yaşamın
hareketlenmesi gözlenmektedir.
Ağustos ayı ortalarında sarıya dönüşen merkez ve ova köylerinin yakınları
yeşiller içinde olduğu, kışlık için, sebzelerin kurusunu ve turşusunu
hazırlamanın telaşını yaşadığı görülmektedir. Artan nüfus, daralan ekim
alanları insanları elbette daha çok çalışmaya yöneltmektedir.
Beni kucaklayan ve besleyen düşünceler bunlar. Yine Mevlana’nın güzel bir
sözüyle söyleşimize son verelim.” Elini aç, gözünü aç, kapını aç. Ama ağzını
açma.” Değişimin, dönüşümün, gelişimin temelleri bunlardır.
--
No virus found in this outgoing message.
Checked by AVG Free Edition.
Version: 7.1.409 / Virus Database: 268.14.5/533 - Release Date: 13.11.2006

PEHLİVANCA

İhsan DURAK
Öğretmen (E)
http://ihsan.durakailesi.com
PEHLİVANCA
Kültürümüzün kökenlerine, gelişi güzel baktığımızda; bu gün, ayakta tutmaya
çalıştığımız değerlerimizin, yapıtaşlarını buluruz. Atalarımızın isim verme
törenlerini okuruz. Kahramanlıklarına göre isimler verildiğini hatırlarız.
Konar göçer yöresi olan ilçemiz yöresi içinde ki yaylalarda, ovalarda,
düzlükler ve harmanlarda nice yiğitler güreş tutmuştur.
Pehlivan dilini bilmem. Ancak tanıdığım ve gördüğüm pehlivan davranışları
içinde; yürüyüşleri, peşrev çekmeleri, el ense çekmeleri, selamlaşmaları bir
gelenektir.Tartma, tanıma, oyununu kurmanın başlangıcıdır. Oyun bilen,
bildiği oyunu akıllıca uygulayan, disiplinli çalışan, “Zeki ve atik” olanın
sırtı yere zor getirilir.
Kasabamızın; ŞERİF Pehlivanı, GACAR Pehlivanı, M.A.YAĞCI PEHLİVAN ve yeni
nesil pehlivanlardan sonra neden pehlivanlığa özenen yok? Eskiden, para,
şan, şöhret, hava, zenginlik bir yere kadardı. Dürüstlük, mertlik yiğitlik
aranırdı. Şimdi geçerli akçe nedir? Takdir sizlerin. Diplomaymış, okulmuş,
hünermiş, dürüstlükmüş, yiğitlikmiş, mertlikmiş onlarda ne? Yenip içiliyor
mu? Yoksa okunup üfleniyor mu? Bırak bu palavraları diyebilirsiniz. Yerden
göğe haklıda olabilirsiniz.
TÜBİTAK BİLİM VE TEKNİK DERGİSİ’nden bir öykü.
Antik Çağ Anadolu”sun da bir vatandaş erkek çocuğunu pehlivan yapmaya karar
verip köyün bilgesine danışır. Bilge”den aldığı öğüt şudur.”- Mademki
oğlunun pehlivan olmasını istiyorsun, o zaman dinle; Oğlun beş yaşına
gelince ona bir buzağı vereceksin. Her gün buzağıyı çayıra kucağında
çıkaracak, kucağında ahıra getirecek. Ne zaman ki, buzağıyı çayırdan ahıra
getiremediği zaman; Oğlunu baş pehlivanların güreştiği meydana salacaksın.”
diyor.
Vatandaş, bilgenin öğütlerini yerine getiriyor. Oğulda bütün pehlivanları
yenip baş pehlivan oluyor. Dünya spor yarışmalarında, centilmenlik,
beceri,esneklik, ve tüm insani özelliklerin gelişip serpilmesinin semboli
olan OLİMPİAT düşüncesi o tarihlerde başlayıp ateşi yakıldığı iddia edilir.
Anlamaya ve özetlemeye çalıştığımız; yaşamımızda her şey, çalışmamızın
dayanıklılığımızın(metanet), sabrımızın, alıştırma yapmamızın, antremanlı
olmamızın, cesaetli, atik, pratik akılcı olmamızın eseridir.
Görgüsüzlük, sabırsızlık, sululuk, kabadayılık, kendini beğenmişliği
köklerimiz reddetmiştir. Oyun bozanlık, mızıkçılık, hilekarlık, yalancılık,
gammazlık, yalakalığı, fitne feciri yapan çocuklar, çocuklarca dışlanır. Her
kes kendi oyun ekibini kurar. İyi bir ekip içinde yer almak insana huzur ve
sağlık verir.
Kündeyi, kazığı, boyunduruğu, paçayı, kum atmayı, el enseyle karışık kulak
koparmayı, itip kakmayı, çelmeyi takıp hasmını alt etmeye, ustalar ne
diyecekler?
Cazgırın öğüdünde gizlidir işin sırrı. Bütün pehlivanlara çağrıdır; ”Alta
geldim diye yerinme. Üste çıktım diyerek övünme.” Bu ibret alma sözü.
Pehlivanın hırsıdır, gücüdür. Öfkesi, aç gözlülüğü, fırsatçılığı, hile
karlığı onu AÇIK düşürür. Aklını başından alır.
Aramızdan ayrılışının, 68’nci. Anma yıl dönümünde Mustafa Kemal Atatürk’ün;
Kurtdereli Mehmet Pehlivana söylediği “ Ben pehlivanın; Dürüst, akıllı, atik
pratik olanını severim.” Özdeyişini içselletirenelere ne mutlu. Başarıları
ve emanetleriyle bizleri onurlandıranların önlerinde saygıyla eğilirim
--
No virus found in this outgoing message.
Checked by AVG Free Edition.
Version: 7.1.409 / Virus Database: 268.14.5/533 - Release Date: 13.11.2006

“HOŞ SADA”

İhsan DURAK
Öğretmen (E)
http://ihsan.durakailesi.com

Dilim, “FESTİVAL” sözcüğünü kullanmaya varmıyor. Benim özüm değil. Nasıl
tanımlaman gerekir bilemiyorum? KÜLTÜR ŞÖLENİ, ÜRÜN GÜNLERİ,TANITIM GÜNLERİ
ULUS GÜNLERİ, SINDIRGIDA TANIŞ GÜNLERİ gibi benim aklıma takılan saçma
sapan isimler. Yöre insanlarımız; ekonomik, sosyal ve kültürel değerlerini
sunma olanaklarına kavuşurlar.
5000 yıl önce Gılgameş Destanı’nda;”URUK KRALI GILGAMEŞ’(Yarı tanrı, yarı
insan, yarı kral) davulunun sesi “HEP BİRLİKTE, HEP BİRLİKTE”diyor.
Ülkesinde ki İnsanları; uyanmaya, çalışmaya, başarmaya, sonsuzluğa ulaşmaya
davet eder. Komşu krallarla barış ve dayanışma içinde olmayı hedefler.
Zorlukları birlikte aşmaya çağırır.
Halkımızın;övünçlü, kıvançlı, mutlu zaman dilimlerini yaratmayı başarmak
hedef alınmalıdır. Bu güzel toplanma, kutlama, anma paylaşım günleri;etnik
özellikleri öne çıkaran, kutlama ve kutsama günlerinden çıkarılmalı.
Yöremizin insanımızın, konuklarıyla “hep birlikte” olacağı, sevincini ve
övüncünü paylaşabileceği günleri görmek, daha anlamlı olur.
Sayın VALİMİZ SÜLEYMAN KAMÇI’nın Sındırgı kaymakamlığı döneminde açılan
AFİŞ yarışmasının katılımcısıyım. O günlerde afiş ve sembol yarışmalarına
katılacakların; Sındırgıyı hangi özellikleriyle tanıtacaklarının
şartnamesini okudum. Bu şartnameye uygun tasarımlarımı gerçekleştirip teslim
ettim. Olay budur. Sorun, “Sındırgının Kimliği Sorunu” Bu kimlikte neler yer
almalı? Tarım, sanayi , kültürel değerlerin korunduğu, tüm insani
değerlerin, en güzel ve onurlu bir şekilde yaşandığı , yaşatıldığı, cıvıl
cıvıl insanlarıyla, yaşanılası alan, kimliği mi yaratmak gerekir?
Anılan yarışmada öne çıkan değerler; Sındırgı’mızın tarihi, insani
güzellikleri, yer altı ve yer üstü zenginlikleri, ürünleri, el sanatları,
kahramanları ve kahramanlıkları, güreşçiliği, biniciliği, doğal
güzellikleri...” olması bu yarışmaya katıl maya dayanak oldu.
Sonra ne oldu? Büyük idda. “Dünyayı halıyla donatacağız.” Çok güzel.
Şenliklerin adı bu ürün olsun. Olsun efendim.. Bir noktadan itirazım var.
Sındırgı’nın Merkezi ve köyleri aynı kabile, soy soptan, akraba talükattan,
aşiretten, klandan, obadan değil ki.
Halı üreten köyleri anarken; tütün, patetes,, Orman ürünleri, kaolin
yatakları bulunan, kiraz, kavun, pirinç, ceviz, kestane, Antep ve çam
fıstığı, fındık, sebze, süpürge üreten köylerimizi nasıl ayırabiliriz? Tek
bir ürün motifine sıkıştırma hakkımız var mı?
“Hep birlikte”,birlikte. Taşıyla toprağıyla siyasi ve bireysel çıkar
hesaplarının ötesinde, Sındırgı’mızı düşünmek, gerekmez mi? Gelecek
kuşaklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras; kalkınmış, gelişmiş,
yaşanılası bir yöre merkezi.
Geçen yüz yıllarda; Osmanlı imparatorluğunun PİRİNÇLİK ALANI bu topraklar.
Yöremizin “Kurtuluş Savaşı”’mıza katkılarıyla, ismine yaraşır bir “Türkiye
Cumhuriyeti Kasabasıdır. Bu kimliği bizim onurumuzdur.
Genç nüfusu, öğrenmeye ve güzeli yaratmaya yatkın insanları her türlü saygı
ve övgüye layık ataların torunlarıdırlar. TRT2 Sındırgı Belgeselini
izleyince, ister istemez yeniden düşünmemiz gerektiği sonucuna vardım.
--
No virus found in this outgoing message.
Checked by AVG Free Edition.
Version: 7.1.409 / Virus Database: 268.14.5/533 - Release Date: 13.11.2006

YAKLAŞ

İhsan DURAK
Öğretmen (E)
http://ihsan.durakailesi.com

Bilmek, anlamak, yaşama uyum, arabaya binmek, dalı budamak, dost olmak ve
kalmak, denizde yüzmek, dağlarda özgürce gezmek, enginleri aşmak için korkma
koş ilerle, azim ve cesaretle,emeğinle namusunla, tutarlıklıkla HEDEFİNE
YAKLAŞ.
Kim nedir? Ne düşünüyor? Nasıl bir varlık? Ne gibi yaradılışta? Ne kadar
verici? Ne kadar cimri? Hoşgörüsü var mıdır? Düşünce derinliği nedir? Nereye
kadar onunla yolculuk yapılır? İşinizi, aşınızı, sırrınızı ne kadar
bölüşebilirsiniz? Anlamak için; sakin, telaşsız, akıllıca, şevk ve neşeyle
çekinmeden tüm İNSANLARLA TANIŞ.
“Saddan, samandan” “,yedden, yemenden”, “havadan, sudan”, “ondan bundan”,
“uzaktan yakından”, yağan yağmurdan, esen yelden, öten kuştan, ağlayan
bebeden, atadan deden, daldaki elmadan, toprağa düşen insandan, varlıktan,
yokluktan, denizdeki sudan, göldeki balıktan, güzelden çirkinden, aldan
mordan, senden benden, sağlıktan sayrılıktan, engelliden döngelliden, yatıp
yan gelenden, telaşla işine koşandan, bir eli yağda , bir eli balda, kendisi
orda burada, karada, denizde havada yüzebilenle, hırsızı, arsızı,
yüzsüsüyle, akıllısı delisiyle CANDAN KONUŞ.
İşinde hile yapandan, süte su katandan, fıstığa mercimek, kırmız bibere
kiremit tozu ekleyenden, sağındaki solundaki tüm insanlara pislik atandan,
senden beslenip, kendine gelince mazeret üretenden, seninle konuşurken gözü
başka yerlerde gezenden, senin varlığına göz dikip, sinsice davranandan,
varsıllığında yanında, yoksulluğunda yok olandan, harmanda samandan,
yangında dumandan, alavera dalavera yapıp, mangalda kül bırakmayan, işi
görünce kaçan, atasına küfredip ekmak yediği çanağa tüküren ANLAYIŞTA
OLANDAN UZAKLAŞ.
Afyon tanesi kadar çıkar için el etek öperek, sevdiğini incitme. İnsanı
örseleyecek davranışla; seçimde, geçimde, işinde gücünde, tüm yaşam
savaşımında, kedin ve ülkenin çıkarları için koruma yarışında, inançla,
övgüyle koşarken kendini unutma. Varlığının, huzurunun, sağlığının,
kaynaklarının, doğan güneş ve ayın katkılarını göz ardı etme. Öten kuşun
neşesiyle, çağıldayan nehrin şırıltısıyla, atan kalbin ritmiyle, mis kokan
ormanların havasıyla doğanın sana bahşeddiği en güzel yaşamla, gökte uçan
kelebeklerin özgürlüğünde, sessiz akan nehirlerin sakinliğinde zamana
ilerlerken, yücelerine ak düşmüş dağların vakurluğunda ol. Sana çekilen
yağlara inanma. Üzüm veren bağlara, uzayıp giden yollara, ışıl ışıl
kentlerden, yoldaki yolcudan, yorgunluğundan mutlu olandan pay al. Güzeli
güzel tanı. Düşmanı düşman. Dostu dost. Hastayı hasta bil. Çocuğu çocuk,
genci genç bil.
Gözlerini yum ve dinle sessizliği. Her nefes alışında ki anlamı, bir
lokmanın büyüklüğünü düşün. Senin tüm kusurlarını örten, seni güzelleştiren
sırtındaki hırkanın hürmeti için yeniden şapkanı önüne koy.
Kutsal mirasın neler? Sana bu geleceği bırakanları anımsa ve sonra ben ne
idim? Ne oldum? Ne yapıyorum? Bir bayrak, bir toprak bir insan yoksa sende
yoksun. Bunları baş tacı ediyorsan KİMSEYE UŞAKLAŞMA.
--
No virus found in this outgoing message.
Checked by AVG Free Edition.
Version: 7.1.409 / Virus Database: 268.14.5/533 - Release Date: 13.11.2006