Perşembe, Ocak 04, 2007

GÖLGELER ALTINDA



--
İhsan DURAK
Öğretmen (E)
http://ihsan.durakailesi.com

"Hayat ile tiyatronun tek bir farkı var, hayatta rolümüzü kendimiz yazarız."  Giriş cümlesi gölgesinde; gölgelenelim. Gölgenin koyağını ve hafifini aramadan Yorumlanmalı yeni olay ve düşüncelere. Gölgeler altındaki hayatımız, gölgelerin dışına çıknca, gölgenin farkına varır. Kimileri gölgesiz yaşayamaz. Kimileri gölgelere girmeye korkar.

          Söğüt, çınar, kavak, çam, çadır, bayrak, baba , siyaset, kahramanların , iyilerin, ayın, güneşin, bilginin, silahların  ve paranın gölgesi  diyerek gölgeleri çoğaltmak olası.

          Fotoğraf makinasında ki gibi ters düşen gölgeler neyin nesidir? Düşündünüz mü? Aklınıza gelmediyse açıklayalım. Asıl görüntünün, objektiften geçerken kırılarak   film yüzeyine yansıyan sanal görüntünün gölgesidir. Yaşamın asıl olayları ekrana yansırken, bize ters gelir. Bizim algılamalarımız işin aslını değil, algılamak istediğimiz gibi algıladıığımızdan yanıgılarımız artar. Yok kardeşim ben öyle demek istemedim, şunu demek istedim, ikilemlerimizin kaynağı budur.

         Terör gölgesinde yaşayanları, terör gölgesinde yaşayanlar, varsıllığın gölgesine   atı bağlayanları, varsıllar anlar. Yoksulluğun kara batağında olanları ancak yoksullar bilir. Ben köylünün, üreticinin, sanayicinin halini çooook iyi bilirim diyerek nutuk atanlar; GÖZ BOYAYICILARIDIR. Yaşamın her alanında bunları   görebiliriz.

         Seçim meydanlarında, pazar yerlerinde, eğitimde, sağlıkta, karada, denizde havada, yerin altında, üstünde, bu dünyada , öbür dünyada; nasıl?   Nerede? Ne zaman? karşımıza çıkacaklarını bilemeyiz. Yılın her mevsiminde, her hava durumunda onları  güneş çarpmaz, buz tutmaz.

          Bakarsınız bu gün dünyayı ,yarın güneşi ve ayı, pazarlayıp, kedileri gölgeye çekilip, oyuncuları sahaya sürerler. Siz bataklığın üstündeki sineklerle uğraşırken onlar larvalarını bataklık yeşillikleri arasına bırakırlar. Kendileri başka gölgelik alanlara yol alırlar. Ülkemizi bataklıklar içinde bırakanlardır onlar. Şimdi atlarını gölgeye çektiler. Ortalık yeni batakçılara kaldı.

         Siyasetin alül alasını, inanç sömürüsünün daniskasını, fakir fukara   edebiyatının kralını onlar bilirler. Sen vatandaşsın. Birşey bilmeye hakkın yok. Vatanın anasının nasıl satılacağını onlar bilirler. Ülkenin nasıl pazarlanacağını, yer altı ve yer üstü kaynaklarının yabancılara nasıl satılacağını onlar daha iyisini bilirler. Hilenin katmerlisini, Hukukun, adaletin nasıl guguk ve atalet haline getirilebileciğinin uzmanıdırlar.

         Kimileri sakal gölgesinde, kimileri saç gölgesinde, kimileri şapka gölgesinde, kimileri   Dolar-Euro gölgesinde. Kimileri çay kıyısında çınar gölgesinde vatandaşın, üreticinin, emeklinin, eğitimin, sağlığın anasını belleyi verirler. Palas pandıras satlığa   çıkan değerlerimiz yanında, kaybolan insanlığımız. Sonrası malum. Seni okutan öğretmenin......

          PARA, PARA diye çarpan kalpler, "Hani ya da benim elli dirhem fasulyem"diyerek atılan göbekler, vatandaşın gözünden kaçıyor mu bilemiyorum? Benim gözümden kaçmıyor. Darısı benim gibi dırdırların ve vır vırların başına.

         Kimileri; Mustafa Kemal ve Türkiye Cumhuriyetini yaratan, savunan kahramanlarının, şehitlerin gölgesinde bağdaş kurup oturmuş. Kurumuş çınar gazeline dönmüş varlıklarıyla hangi baharda yeniden yeşerip güçlenecekler?

         Sizce umut var mı? Yoksa ben çok karamsar mıyım?

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home