Perşembe, Ocak 04, 2007

TUTUM VE DAVRANIŞ



--
İhsan DURAK
Öğretmen (E)
http://ihsan.durakailesi.com

İlk öğretim okullarımızda kutlanan belirli gün ve haftamız vardır. Hepimizn sınıf anılarında kırıntı bilgi olarak bulunur. YERLİ MALI HAFTASI, değişik ismiyle TUTUM YATIRIM VE TÜRK MALLARI HAFTASI oldu. Adına küreselleşme dediğimiz zaman diliminde, bilmem önemi kaldı mı? "Türk Malları" gitti, yerine   adını sanını bilmediğimiz ülkelerin malları işgal etti.

         Yerli malları haftasını kutlanmaya başlanıldığı günlerde; Dünya vahşi canavarlarının,   kıtamızı yeniden "Paylaşım Savaşı"nın tamatamları çalmaktadır. Bu zaman dilimi, Türkiye Cumhuriyeti Ata'sını kaybeymenin acısı içindedir.Demokrasiye geçiş çalışmalarının sancılarını çekmektedir.Savaşa taraf olamaya zorlanan ülkemiz yeni öksüzler yetimler,gencecik gelinler bırakmamanın tutum ve davranışı içindedir...

         Kurtuluş Şavaşı'mızın acıları dinmemiş, yaraları kapanmamıştır. Büyüklerimizin tanımlamasıyla açlık, yokluk, karne günleridir. Her türlü savaşa hertürlü durumda hazır olma günlerimizdir. Zeytinin taneyle, peynirin gramla, ekmeğin somunla olduğu günler... Zorluklar içinde yaratılmaya çalışılan ulusal ekonomi. Ortak söylemi;"YERLİ MALI TÜRKÜN MALI, HERKES ONU KULLANMALI. Okullarımızda; "Damlaya damlaya göl olur" şarkılarıyla. "SAKLA SARI SAMANI, GELİR ONUN ZAMANI" atasözleriyle çocuklarımıza yerli mallarımızı tanıtnaya tutmlu olmayı özendiymeye adanmış öğretmenler.

         Onlar Cumhuriyetin öğretmenleriydi. Sonra neler oldu? "Tutum" sözcüğünden T düştü, yerine Y geldi oldu YUTUM. "Yerli" kavramı   anlam değiştirdi. Yutmata yemece, çalıp çırpmacanın egemen olduğu, sürekli yaşanır  anlamında "KALICI" oldu. Tıbbı tanımla kronikleşti. Toplumsal bir hastalık haline dönüştü. Yutan yutana, tutan tutana dönüşerek,YENİ DAVRANIŞ MODELLERİ ÜLKEMİZİ sardı.

         Ülkemizin ulusal duyarlılıklarına  dikkat çekenler; tutucu, gerici, yobaz, bağnaz. Yutucu olanlar çağdaş oldular. Bu durumda; kendi yağımızla kavrulmak,kendi kendimize yetmeyi savunmak tutuculukbatağına saplanmak, ülkemizin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini "alsana basbana, tikim kalsın hasana" diyerek paylaşanlar modern, çağdaş, zengin, ulema oldular. Bu tutum ve davranışların köklerimizdeki adı; Günü kurtarmacı, alavare, dalavare, numaracı, palavracı davranışlardır. Tarihe böyle geçerler.

         Konuyu dağıtmadan toplayalım. Geçmişe dalıp, cımbızla bir söz çeklim. "İnsan kılık kıyafetiyle karşılarnır. Bilgi ve görgüsüyle uğurlanır." Fazla söze gerek var mı? Ama yinede iki çift söz etmeden bırakmam sizi. Dayanamıyorum, PAYLAŞMAKTAN MUTLU OLUYORUM. Bu sözden çok etkileniyorum.   " Ömrümde ne adamlar gördüm sırtında elbisessi yok. Onca kaliteli elbise giyenler gördüm. İçinde ADAM yok."

         Beni ayıplayıp kınayabilirsiniz. Kulaklarım duymadan küfür etmek hakkınızı bile kullanabilirsiniz. Duysamda ne olacak? Adam kızmış içini boşaltıryor. Yapabileceğim birşeyde yok. Herkes kendi sermayesinden yer içer, söyler.

         En zor olanı; "Olduğun gibi görünmek, göründüğün gibi olmak" tutumunun erdemli davranışını göstermektir. BENİM BİLDİĞİM BUKADAR.

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home