Pazartesi, Mayıs 28, 2007

ÇAKAL ULUMASI



Ulus Dağı, Demirci Dağları, Seydan Dağları ve Koca yayla bir dönem aslanlar otağı, bir   dönem asker kaçakları, bir dönem efeler mekanı, bir dönem çeteler mekan tutmuşlardır. Biz o dönemleri yaşamadık. Ancak onların öyküleri kulaklarımızda çınlıyor.

         Aslanların kükremesiyle, çakalların ulumalarını   birbirine karıştırmadan algılamak ve yorumlamak anlamlı olur. Başlığımızı emekli bir meslektaşım anımsattı. Kullanırım dedim kullan dedi. Kimseyi küçümsemek ve örselemek için kullanmak istemem. Ancak sosyal ve siyasal gerçekleri sunmak için   Büyük usta BEYDABA'dan günümüze kullanılan bir kavram olması dikkatimi çekti.

         Beydaba, siyasal bir kimlikle olayları, KELİLE VE DİMME   isimli eserinde olayları kahramanları olan  KELİLE VE DİMME isimli çakllaraı konuşturarak anlatır.

Çakalların uluması, dağlardan ovalar inmesi, inlerinden dışarı çıkmaları; aldıkları kokuların şiddetine, tadına, büyüklüğü ve aromasına göre sesleri ve davranışları değişir. Anlayamazsınız, çakal mıdır? Sadık mıdır? Aslan parçası mıdır? Pusuda mıdır? İnsanların gözlerine baka baka, yalan söyleyip, riya içinde bulunup sizi pembe hayallere sürükleyebilirler.

Gün çakalların ulumasından, anlam çıkarma günüdür. Elimizde kalan son Anadolu topraklarının peşinde olan," Medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar"ların   bölgemizde estirdikleri  şiddet, terör, ve savaş tüccarlığının bir çakal ulumaları olduğunu herkesin bilmesi gerekir.

Bu gün yüzümüze gülüp yarın başımıza türlü felaketler planlayanlara, "dahili ve harici" yardım ,yataklık ve yalakalık yapanları Türk toplumu iyi izlemektedir. Yerelde ve genelde; insanları inan, inanmayan,   sen oralısın ben şuralıyım, sen allısın ben morluyum, ben öğretmenim sen hizmetli, ben müdürüm sen öğretmen , ben memurum sen köylü. Bu tür davranışlar ayrımcılığın batağına yatmaktır,

Siyasetin mayası ve unu da insandır. MAYAN OLMUŞ, İNSANIN OLMADIKTAN SONRA, insanın olmuş, onu onurlu ve dürüstçe temsil eden olmadıkça niye yarar?   KENDİNE DÜRÜST olamayan başkasına dürüst davranamaz. Şimdi tam zamanı; ÇAKAL ULUMALARIYLA, ASLAN KÜKREMELERİNİN ayırt edilmesinin günlerine giriyoruz.

ŞİMDİYE KADAR; TBMMeclisi kürsülerini kendi yakın çevrelerinin çıkarlarını korumak için kullananlara,Türkiye'nin çıkarlarını ikinci, uluslar arası küresel sermaye çevrelerinin çıkarlarını birinci sırada gündeme alarak kendilerini sevimli,inançlı, gönençli gösterenlerin takiyelerini iyi fark etmenin zamanıdır.

"Elim kırılaydı" demek istemiyorsanız. Allahın size emanet ettiği aklınızı iyi kullanın.

 

an.durakailesi.com

TÜM ANNELERE!...



         İlk çağlardan günümüze; saygınlığını koruyan , mukaddes duygularla beslenen sevgi, saygıyla, her çağda   törenlerle bayramlarla kutlanan, bütün uluslarca benimsenmiş, baş tacı edilmiş bir  mutlu ve kutlu gündür.

         1956 yılından günümüze yurdumuzda kutlana gelmektedir. İLK KUTLAMALAR TÜRK KADINLAR BİRİĞİ tarafından yapılmıştır. Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım Türk Annelerinin simgesi olarak kabul edilmiştir.

         Anneler günün simgesi; KIR ÇİÇEKLERİDİR.

         Kır çiçekleri, soyluluğun ve asilliğin ifadesidir. Tahammüllüğü anlatan beyaz karanfildir. Tüm Annelere yakışan,   bu çiçeklerdir.

         İnsanın, insanlaşmasındaki emeği ve göz nuru, yaba atılır değildir. NİNNİLERİNİN GİZEMİNDE SAKLADIĞI DUYGULARI, hücrelerimizin   beslenip olgunlaşmasında, ilk adımımızdaki cesarette, ilk sözcüğümüzdeki ilk seste, aldığımız ilk nefeste, yumuk yumuk ellerimiz ve gözlerimizin açılmasındaki   onurlu görevi annelerimizin yüz aklarıdır.

         Bizi her kötü durumdan ayrı tutmaya çalışarak, sakınaklı davranışlarıyla, esirgeyen, her türlü   yanılmışlığımız da bizi bağışlayandır. YÜREĞİ DAĞLAR KADAR YÜCE, Emeği ve sabırı denizler kadar engin, kendileri dünya tatlısı, insanlığımızın mimarı can analarımız.

         Bu duygu ve düşünceleri besleyen düşünce pınarlarımızın imbiğinden akan sözler;

         AĞLARSA ANAM AĞLAR, GAYRISI YALAN AĞLAR.(Türk atasözü)

         CENNET ANALARIN AYAKLARI ALTINDADIR.(Hz.Muhammed )

ANA GÖZÜ YALAN SÖYLEMEZ. (Bulgar)

         ANALI KUZU, KUYRUKLU OLUR.(Nogay)

         Şiirlere sığmayan annelerimizin sevgisi ve saygısına layık bir toplum yaratmanın emeği ve çabası içinde olan toplumlar hızlı ve tutarlı bir biçimde yükselip gelişip çağdaşlaşmışlardır. Analarına ve kadınlarını ikinci sınıf birer yaratık olarak gören, tüm anaların emeklerini yok sayarak, kendi siyasi ve çıkar hesaplarına kul ve köle yapanları tarih affetmeyecektir.

         İNSAN HAK VE HÜRRİYETLERİ İÇİNDE, Yaşama hakkından sonra en mukaddes hak, insanlığın kendi geleceğini kendi belirleme hakkıdır. Bu amaçla, TÜRKİYE CUMHURİYETİ          Anayasamızın 41. maddesi Ailenin korunması konusunda; yasama, yürütme, yargıya sorumluklar yüklemiştir.

         Bu duygu ve düşüncelerle tüm annelerin anneler gününü candan ve yürekten kutluyor ellerinden öpüyorum. Sevgi, saygı ve sağlıkla kalın.