KÜREK VE YÜREK
“Aman başım, ağrıdı dişim./ Çok içmişim, ben sarhoşum./ Nanay, nanay gülüm,/ nanay can yoldaşım./ nanay ellerin yarı./Çürük bellerini yari…
Çok dertiliyim, çok yüklüyüm, yatmaya yürek gerek, atmaya kürek gerek…” böyle bir Azeri ağızlı bir türkünün yarım yamalak sözleri sabah sabah aklıma düştü.
1980’ li yıllar. Sındırgı Bayırlı Köyü’nde görevliyim. Köyümüzün eski muhtarlarından. Şimdi rahmetli, Doğan Karaman, Okul bahçesinde, bir ziyaretinde;
“-Hocam; Benim evin penceresinin yakınından DSİ su kanalı geçiyor. Bahar kanal temizliği yapan işçileri izliyorum. Çalışıyorlar, dinlesinler hem de bir çayımı içsinler diyerek, bir demlik çay yapıp yanlarına gittim, kendilerine ikramda bulundum.
Hem çay içip, hem sohbet ediyoruz. Aklıma bir soru geldi. Rast gele sordum. Sizi izliyorum. Hep eğilip kalkıyorsunuz kanal içinde. Kürekler kalkıp iniyor, ucunda azcık ot, çöple. Hiç küreklerin dolu olduğunu göremedim, dedim. Bana gülüştüler. Sonra anlatırız diyerek kanala işlerine döndüler.
Bu iş beni aklıma yatmadı hocam” diyerek, aynı soruyu bana yöneltti.
Aklım erdiğince yanıtladım.
-Bak doğan ağabeyim dedim; Onlar sendikalı, sendika ve kurum arasında sözleşmede neler yazıyorsa onu gereğini yerine getirirler. Saat üzerinden ücretlendirilir. Bizinde ek ders ücretimiz var. Ben bu ek dersi işlediğim benim kanıma sütüme kalmış. Onlarında öyle. Küreklerini kulaklarına kadar, ağır çamur ve çöple doldurup, kanal dışına sürekli savurmaya küçük kürek gerek. Sabahtan akşama bu ağır işçiliği yapmaya yürek gerek dedim.
Şimdi anladım öğretmenim dedi. Küreğin ucuna az çamur, ağı hareket, gelsin çaylar, gitsin çaylar, oyun olsun torba dolsun. Herkes bizi çalışırken görsün. Çalışmayacaksın. Çalışıyor gibi yapacaksın. Demek istediler. Benim, hem çayımı içtiler. Hem benim ikramımı ret etmediler, hem de çalışma zamanlarını doldurmanın telaşıyla bana sonra anlatırız diyerek işlerine döndüler.
Birileri bizi otururken görmesin demek istediklerini şimdi anladım dediği kulaklarımda çınlıyor.
Bu dilediğim bir anlatım. Bu böyle midir? Gerçek nedir? Bir vatandaşın yakınması değil. Bilgilenme gereksinimidir. Yaşananlar doğrudur yanlıştır tartışılır. Suçlamadan, çamur atmadan, araştırılır, usulüne uygun. Ulu, orta insanı aşağılamak, insanca olmayan bir durum. Bu durumu çözmeye benim gücüm yeter mi, yetmez. Kişisel çözmeye kalkmak kahramanlık olur. Kurumlar arasındaki, ilkeli, tutarlı, hakkaniyet kuralları, hukukun üstünlüğü bağlamında sorunları çözmek, anlamlı olur.
Bu durumun ortadan kaldırılmasına kürek ve yürek gerek. Dışarıdan birilerinin okuyup üflemesiyle sorunlar çözülmez.

0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home