Perşembe, Ekim 08, 2009

SEVGİLİ GENÇLER!...

         Çok çalışın iyi okuyunuz.

            Ciddi olunuz.

            Eğer politikaya girmeye karar verirseniz, bunu eliniz ekmek tuttuktan sonra gerçekleştirin.

            Sevdiğiniz mesleğe giriniz.

            Fevri davranışlardan sakının.

             Serinkanlı, sabırlı, azimli olunuz.

            Dürüst ve saygılı olunuz.

            Hesabınızı bilin.

Zamanında evlenin. Ne erken, ne geç kalın evlenmeye heves ediniz.

Güler yüzlü tatlı dilli olunuz.

 Sağlığınıza çok dikkat ediniz.

Çalışmanızda, eğlenmenizde, dinlenmenizde ve spor saatlerinizde bir denge olsun.”

                                                             1976 Vehbi KOÇ

Beğenirsiniz beğenmezsiniz bilemem. Ancak, kendini kanıtlamış, çalışmalarında örnek olmuş insanları, işini, aşını eşini sayan ve seven insanları yürekten kutlarım.

Üstte notlarım arasına kaydettiğim bu seslenişi sizlerle paylaşmanın huzuru içindeyim.

Çalışmayı bir ibadet olarak kabul etmeden yaşamı, ciddiye almadan zaman öldürmek insanın kendi kendine bir ihaneti sayarım.

Yakın ve uzak yaşam hedeflerine ulaşmak isteyen herkese kendine dürüst, kendine ciddi davranmasına dikkat etmesini salık verir bilge insanlarımız.

Yaşadığımız günlerde görüyor ve okuyoruz ki; hırs, öfke, sabırsızlıklar yarın burnunuzun dibinde bitiveriyor. Tüm azminiz bir anda kırılıp sudan çıkmış balığa dönüyor insan.

 Sevgi, saygı, hizmet, hesap, zaman tatlı dil, eğlence, dinlenme, arkadaş ve dost ilişkilerinde; denge, dürüstlük ve ölçü şart.

Dikkat ettiyseniz cümlelerimi ben diliyle sonlandırmaya çalışıyor, sen dememeye özen göstermemin gereğini açıklaman sizlere saygısızlık olmaz sanırım.

Güler yüzümüz, tatlı dilimiz, sen diyorsa; suçlama, siz diyorsa saygı ve davet içerir. Bu bağlamda Kendi, ben olmayan, benlik kazanamayan bizi nasıl görür.  İkinci ve üçüncü şahıs olarak algılar. Bu algılama yanlışlığı toplusal ilişkilerimizde bizleri ayrışıma götürür. Tüm kargaşa ve anlaşmazlıkların kökeninde yatan, huzurumuzun düşmanı yaklaşımlardır.

Ben demek ile bencilliği karıştırmayalım. Diplomalar, bitirdiğimiz okulları gösteren belgelerdir. İnsanlığın yarattığı kültürel değerlerin diplomaları yoktur. Bu değerler çarşıda pazarda, okula sarayda, handa hamamda, parayla pulla alınıp satılmaz. Kilosu,  ölçüsü terzisi yoktur.

Kendi işinde gücünde, çarşı ve pazarında günlük nafakasına zaman öldüren insanlarımızın kendilerine yetki verdiği insanların yolsuzluklarına, hırsızlıklarına, kayırmacılıklarına, ikiyüzlülüklerine, aç gözlülüklerine saygı duyacaklarını mı sanıyorsunuz?

Herifçioğlu kahvenin ortasında, meydanda, insanın bol, şeytanın olmadığı yerde; ” hasiddiri(seyittir git, çektir git)”çekiverir insana.

Kimseyi kör, sağı, dilsiz, enayi sanmayın.

Sakın, sakın ha!..

 

 

 

 

 

    

 


0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home