Perşembe, Ağustos 09, 2012

GÜDÜK SEVGİ

        Sizinle aşk muhabbeti yapacak yaşım geçti. Sevginin boyutlarını vermek, boynumun borcudur.  İnsan vardır, sevmeye korkar. <o insan bilir ki; sevginin yükü ağırdır. Sevgi, pazarda, manavda, avm’lerde, sokakta çarşıda pazarda satılmaz ki.

         İnsan sevgiyle yaşar, ama sevmekten korkar.. Neyi sevsen suç? Sevgiyi çiçeklerde, böceklerde, köylerde, kasabalarda, kentlerde, sahillerde, ovalarda, kırda, dağda, bayırda, gökyüzünde, cehennemin dibinde aradık ama sevgiyi bulamadık.

         Hal bu ki sevgi; yanımızda, içimizde, yediğimiz, içtiğimiz suda, kokladığımız havada,”kazmayınan karnın yardığımız.”, üzerine sümkürüp geçtiğimiz yolda, yolakta, toprakta. Akarsuyun şırıltısında, uyuyan bebeğin mışıltışında. Sevgi her yerde.  Ama gözlere katarkt inmiş.

         Sevgisiz yaşayanlar sevgiden, saygıdan, dinden imandan ne anlar ki? Bilmezler ki; sevgi  dağ deldirir, yol aldırır, karın doyurur…

         Ama hangi sevgi?

         Boş sevgi, boştur. Yaşanan sevgi hoştur. Sevgi emek ister, sevgi özen ister, sevgi dil ister, sevgi ilgi ister, sevgi yemek ister, sevgi acı ister, sevgi her şeyini ister. Vermeyenden uzaklaşır.

         Sevgi her an sevilmek, sevinmek ister. Sevgiyi besleyemiyorsanız, hayallerinizde, düşüncelerinizde, sözlerinizde, davranışlarınızda bir sorun vardır.

         Mistik bir anlatımla, konuya biraz daha açıklık getirelim.

         “ VERMEDEN ALMAK, ALLAH’A MAHSUSTUR.”

         SEVDİK GİTMEDEN SEVDİK GELMEZ.

Ömrünü vereceksin, maddi manevi zenginliğini harcayacaksın ki; SEVİNECEK, SEVİLECEKSİN.

         Uzman görüşüdür; “İnsanın, evrensel altı duygusunun, bütün kültürlerde ortak olduğu…;

         *MUTLULUK, *ÜZÜNTÜ,*ŞAŞKINLIK,*KORKU,*ÖFKE,*İĞRENME.”

İnsanın tüm dünyasını karartan nedenler, kültürden kültüre farklılık gösterir. Mutluluğun kaynağında sevgi, üzüntünü kaynağında acılar, şaşkınlıklarımızın kaynağında beklentilerimizin gerçekleşmemesi, öfkemizin kaynağında kin- nefret, iğrenmenin kaynağında kokuşmuşluklar.

Ama tüm bu duyguları bastıran ve yaşamımızı allak bullak eden tüm kaygılarımızın kaynağı ise şu anda yaşadığımız toplumsal sıkıntılarımızın kaynağı; KORKULARIMIZDIR.

Hocadan, kocadan, hacıdan, hırsızdan, aç kalmaktan, işsiz kalmaktan, eşsiz kalmaktan, hastalanmadan, Yaşlanmaktan ve her şeyden kokan bir toplum haline dönüştük. İnsan insandan korkar, komşu komşudan, esnaf müşteriden, memur amirinden, vatandaş cebindeki parasından, bayan kolundaki bilezikten, parmağındaki yüzükten korkar durumların yaşandığını okuyor, izliyor ve seyrediyoruz.

Güdük sevginin egemen olduğu toplumları yönetmek, kolaydır. Güdük sevgiyle yaşayan insanların korkuları daha derindir. Savaş çocuklarının, çocukları olarak, korkular içinde büyüdük.

Dur-yapma, otur- kalkma, yat-uyu, konuşma-sus, aman koşma düşersin, uzak gitme kaybolursun, çok açılma boğulursun…

Hocam!..”  Eti senin kemiği benim, yeter ki  okusun da adam olsun.” İğneci geliyor cıss… eder. Öğretmenine söylerim ödevini yapmazsan….”

HAYDİ SEN OLDA, GÜDÜKLEŞME. SEVGİNİN SUÇU NE Kİ

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home